30 Aralık 2009

Yılbaşı.

İçek mi noel baba?

19 Aralık 2009

Çöp Adam

SOKAKLAR BENDE SORULUR
EMEĞİM ALIN TERİM
TEMİZLİK İSE TEK SEBEBİM
YOLDA GÖRÜNCE ACIMAYIN BANA
MUTLUYUM BEN, YAŞASIN DEVLETİM

KARIN TOKLUĞUNA ÇALIŞIR
AİLEMİ GEÇİNDİRİRİM
EVDE BEKLER DOKUZ AYLIK BEBEĞİM
YOKTUR KÖMÜRÜM SOBAMDA
DEVLETİM SAĞOLSUN, ERZAKLAR YETİŞİR İMDADIMA

KAPI ÇALINIR ELBİSELİ ADAMLAR
YARDIM ETMEYE GELMİŞLER ELLERİNDE ERZAKLAR
MESAJLARI VARMIŞ, DEVLET AMCADAN
YARDIM İSTİYORMUŞ BİR DAHA Kİ DÖNEME
CANIM FEDA OLSUN BU DEVLETE

YOKTUR GÖZÜM NE PARADA NE PULDA
YAZ-KIŞ ÇALIŞIRIM EKMEK UĞRUNA
AİLEMDİR MESUD EDEN BENİ
EVE DÖNDÜĞÜMDE LEŞ GİBİ

12 Aralık 2009

Özeleştri


Kaç yaşına gelmiş adamlarız ama hala adam gibi muhabbet ettiğimiz konuların sayısı anca yaşımız kadardır!!!


2 Aralık 2009

kurban.


Geç gelen kurban seslenişi.
(Fotoğraf aslında 2009 İstanbul Bienali'nden)

1 Aralık 2009

Bayram bitti kuzular derin bir nefes aldı


hayvan katliamına göz yummamak lazım aslında.o zaman hep birlikte "hepimiz kuzuyuz,hepimiz meeliyoruz!" şeklinde dökülelim sokaklara.hayde bre

(fotoğrafın aslı hrant dink'in ölümünden sonra yapılan"hepimiz hrantıs,hepimiz ermeniyiz" eylemlerinden birindendir.onlara karşı bi kastım yoktur.benim derdim kuzu kesenlerle.

mutluluk.com.tr


Otobüs durağında korkunç bir şeyle karşılaştım geçen gün. Bir adacığa doğru giden büyük bir köprü fotoğrafı vardı. Üzerinde "bekarlar tour" yazıyordu. İlgimi çekti tabi yakından bakayım dedim. Açıklamaları şu: "Tüm bekarlar mutlu evlilik merkezi güvencesi ile happy wedding çatısı altında etik kuralları çerçevesinde arkadaşlık,dostluk ve hayatınızı paylaşacağınız aşkınızı bulabilme imkanı.sizlere özel bekarlar turu"...adı verilmemiş bi 5 yıldızlı otelde herşey dahil takılacaklarmış. İletişim adresleri de www.mutluluk.com.tr .

Gözlerim bozuk benim. Bu posterin içine girmiştim resmen okuyabilmek için ve unutmiyim diye cep telefonuma not aldım mutluluk.com.tr yi. Kafamı kaldırıp tekrar durağa baktığımda insanların bana baktığını gördüm. Rencide oldum ey dostlar. Düşünsenize adamın teki bekarlar tours diye bişeyin içine girmiş dikkatle okuyo ve sonra telefonuna not alıyo. Başımdan kaynar sular indi bütün vücudumu yaktı sonra bide ayaklarımdan yukarı geri çıktı o derece iğrenç hissettim. Neyse o duraktaki herkese açıklamak istiyorum: Azmadım, evlenmek istemiyorum, istesem de o otele gitmem.

Neyse benim asıl derdim kendimle değil bu posterle. İrdelemek lazım. Bu tura katılacak insan profili nedir. Cidden evlenecek birini bulamamış ve etik kurallarını kendisine çerçeve edinmiş sevimli ve dar indanlar mı yoksa kulaklarından testesteron fışkıran abilerimiz mi? izdivaç programlarına katılmaya utanmış baskı altındaki sıdıkalar mı. Bunların hepsinin birden bulunacağı herşey dahil oteli gidilip görülmelidir efendiler. İşte o otelde başlıyabilir devrim hareketi. O enerji bizi daha ilerilere anarşiye falan götürebilir inanıyorum ben buna. benetton reklamından bile daha güzel bi karışıklıktır bu bence.

teşekkür ederiz mutluluk.com.tr


ps: denedim; www.mutsuzluk.com.tr diye biyer yok.ancak mutsuzluk tüm gerçekliğiyle ensemizde değil mi ey dostlar.internete inanmayın. mutluluk.com.tr ye inanmayın. evlenmeyin. evlenecem diyene hayır demeyin.

DŞŞ

29 Kasım 2009

Teknoloji Her Yerde 2

Hiç laptop rakı içer mi demeyin.İçiyo ben gördüm.


Teknoloji Her Yerde

Evet artık dün itibariyle buna karar verdim. Nie bu kadar geç fark ettin diyebilirsiniz ama bir teknoloji özürlüsü olarak hiç tasvip etmezdim böyle şeyleri. Ama dün Meloların evinde rakı sofrası kurmuşken bir de baktım Kuti karşımda duruyor. Kuti kim diyecek olursanız ise anlatiim. Kutinin değeri paha biçilimezdir. Herkesin kalbinde ayrı bir yeri vardır. Niye tam bilinmez gerçi. Belki kunteper canavarı olduğu için!!! Belki bir ingiliz beyfendisi gibi giyinip, ingiliz karliyet asaliyetine sahip olduğundan falan filan.

Rakı sofrasına dönelim. Oturmuş rakılarımızı koyarken birde baktım İngilterede master yapmakta bulunan Kutiyle karşılıklı içiyoruz bildiğin. Kafası aynı boyutta yani koca ekranı kaplıo. Sorularımıza cevap veriyor, kadeh tokuşturuyoruz. Bir anda olsa kendi adıma söyliiim acaib duygulandım. Sonra da gece yatmadan önce bütün bunları düşündüm.

Bizim ailelerimizin zamanında televizyonu bırak, elektriği zor buluyorlarmış. Kolayı geç, yıkanmak için sıcak su bulamıyorlarmış. Bu dediklerimde 40 yıl önce yaşanıyor. Babamın yakın zamanlarda bir yerlerde duyduğu gibi “teknolojik gelişmeleri en sık yaşayan kuşak bizimdir (yani 60 kuşağı)”. Gerçekten de çok korkutucu bir şekilde ilerliyor teknoloji. Dönüp araştırdığımda eski zamanlardaki haberleşmeleri, yazışmaları vs. bana göre onların daha büyük bir anlamı var.

Düşünsenize başka bir şehirdeki sevgiline mektup yazıyorsun, ona ne kadar sürede gideceği belli değil, 2 hafta, 3 hafta ya da 1 ay. Sonra o mektubu alcakda ,okucakda, yazcakda. Bir o kadar süre daha geçcek. Böylece aranızdaki bağ daha da güçlenecek, daha bir anlam kazancak. Şimdi ise aç msni, aç facebooku hemen canlı bağlan. Hal böyle oluncada ilişkinin sağlığı bozulcak, özlem olmayacak ve ilişkinin süresi azalacak. Bilmiyorum, artık özel diye bir şey kalmadı gibi. Herkes internette bir şeylerini paylaşıyorlar, dağıtıyorlar, veriyorlar cart curt.

Ama tabii rakı sofrası gibi durumlarda da iyiki bulunmuş böyle bir şey diyorum. Galiba insan oğlu olarak her şeyi abarttığımız gibi bu teknoloji konusunuda abarttık ve eski değerlerimizi yitirdik. Nerde o eski bayramlar, nerde o eski aşklar, nerde o eski arkadaşlıklar. Peeehhh

DŞŞ

24 Kasım 2009

Giriş-Gelişme-Sonuç

Ve geldik işin en zor kısmına. Yani ilkokulda öğrettikleri gibi giriş paragrafı yazmaya daha doğrusu ilk yazımızı yazmaya. Bir yazıda olduğu gibi hayatta da ilk izlenim önemli o yüzden bu yazıyı yazarken anlamsız bir kasıntı durumuna girdik hep beraber. Sonra dedik ki s….. et ne düşünüyorsak, ne istiyorsak onları yazalım.

Gelelim blog’un adına, duvardaki şişman şişeler. Valla açık söylemek gerekirse hiç bir anlamı yok, msnde beyin fırtınası yaparken bir anda çıkıverdi. Tabii sonra da anlam yüklenmeye başlandı doğal olarak. Şişman şişeler bizi temsil ediyor, bu arada çoğul konuşmamdan anlayacağınız üzere “biz kaç kişiyiz” sorusu gelebilir. Onuda hemen açıklığa kavuşturalım, bu blogda 5, evet yanlış duymadınız tam tamına 5 yazarınız olacak.

Kendine has, hayatı hep bir felsefi açıdan eleştiren ve bu sayede genç kızları kendine hayran bırakan Fırat Olcay. Spor bilgisiyle herkesi şaşırtan, geleceğin Ercan Taner’i gözüyle bakılan Kabasakal Ege Şenkutlu. Yaşlılığın verdiği bilgelik ve erdemle ağır başlılığın simgesi ton ton dedemiz, Onur Kutluoğlu. Politik görüşüyle kendine ta Amerika’dan düşman edinen ama kendi ülkesinde el bebek gül bebek geçinen Emre Özyıldız . Ve Başkentin tanınmış siması, onu hiç böyle duygusal, hiç böyle içten görmediniz tabii ki de Melih Çalış’dan bahsediyoruz.

Ortaya karışık her şeyden biraz bahsetmek istiyoruz burada. O yüzden o değerli vaktinizi bizim yazılarımıza ayırıp okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederiz.

Duvardaki Şişman Şişeler