24 Kasım 2009

Giriş-Gelişme-Sonuç

Ve geldik işin en zor kısmına. Yani ilkokulda öğrettikleri gibi giriş paragrafı yazmaya daha doğrusu ilk yazımızı yazmaya. Bir yazıda olduğu gibi hayatta da ilk izlenim önemli o yüzden bu yazıyı yazarken anlamsız bir kasıntı durumuna girdik hep beraber. Sonra dedik ki s….. et ne düşünüyorsak, ne istiyorsak onları yazalım.

Gelelim blog’un adına, duvardaki şişman şişeler. Valla açık söylemek gerekirse hiç bir anlamı yok, msnde beyin fırtınası yaparken bir anda çıkıverdi. Tabii sonra da anlam yüklenmeye başlandı doğal olarak. Şişman şişeler bizi temsil ediyor, bu arada çoğul konuşmamdan anlayacağınız üzere “biz kaç kişiyiz” sorusu gelebilir. Onuda hemen açıklığa kavuşturalım, bu blogda 5, evet yanlış duymadınız tam tamına 5 yazarınız olacak.

Kendine has, hayatı hep bir felsefi açıdan eleştiren ve bu sayede genç kızları kendine hayran bırakan Fırat Olcay. Spor bilgisiyle herkesi şaşırtan, geleceğin Ercan Taner’i gözüyle bakılan Kabasakal Ege Şenkutlu. Yaşlılığın verdiği bilgelik ve erdemle ağır başlılığın simgesi ton ton dedemiz, Onur Kutluoğlu. Politik görüşüyle kendine ta Amerika’dan düşman edinen ama kendi ülkesinde el bebek gül bebek geçinen Emre Özyıldız . Ve Başkentin tanınmış siması, onu hiç böyle duygusal, hiç böyle içten görmediniz tabii ki de Melih Çalış’dan bahsediyoruz.

Ortaya karışık her şeyden biraz bahsetmek istiyoruz burada. O yüzden o değerli vaktinizi bizim yazılarımıza ayırıp okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederiz.

Duvardaki Şişman Şişeler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder